Meme Biyopsisi

Böbrek Biyopsisi
7 Şubat 2017
Uterin Arter Embolizasyonu (Ameliyatsız Miyom Tedavisi)
8 Şubat 2017

Meme Biyopsisi

Bu başlık altında sadece meme hastalıkları için uygulanan ciltten uygulanan biyopsilerden bahsedilecektir. Genel biyopsi uygulamaları için ilgili bölüme bakınız.
Meme hastalıklarında biyopsi uygulamaları sıklıkla aşağıdaki durumlarda yapılmaktadır;
Memede Ultrasonografi, Mamografi veya MR tetkikleri ile saptanan bir kanser mevcudiyetinde tanıyı netleştirme ve kanserin alt tiplerini belirlemede;
Yine bu yöntemle saptanmış olan ancak meme kanseri olup olmadığı net anlaşılamayan durumlarda,
Memede daha önce kitle saptandığı halde, takip edilen kitlenin büyümesi, şekil değiştirmesi veya kitlenin iç yapısında değişiklik izlenmesi durumunda,
Daha önce kist olduğu düşünülen bir patolojinin daha sonradan karakter değiştirmesi durumunda,
Bu gibi durumlar haricinde diğer bazı tıbbi durumlarda da biyopsi gereksinimi olabilmektedir.

 

Biyopsi Öncesi

Meme biyopsisi kadınlarda işlem öncesi gerginlik yaratan bir durumdur, ancak işlem ile ilgili bilgi edinilmesi biyopsi işlemi öncesindeki gerginliği azaltacak kişinin moralini yükseltecektir. Meme biyopsisi öncesinde doktorunuzdan bilgi almanız anksiyetenizi oldukça azaltacaktır.

İşlem öncesi hastanın aç olması tercih edilen bir durumdur ancak şart koşulmamaktadır. Hastanın aldığı ilaçlar işlem öncesinde (birkaç gün önceden) değerlendirilmelidir. Kan sulandırıcı ilaçlar kullanılıyorsa bu ilaçların doktor nezaretinde uygun şekilde kesilmesi veya alternatif ilaçlara geçilmesi uygun olacaktır.

Biyopsi Teknikleri

Genel olarak biyopsiler ince iğne biyopsileri veya kalın (kor) iğne biyopsileri şeklinde gerçekleştirilmektedir. Bu biyopsi şekilleri ile ilgili daha detaylı bilgi için yazının devamını okuyunuz.

Ayrıca meme biyopsileri için geliştirilen, aslında kalın (kor) biyopsinin değişik bir şekli olarak düşünülebilecek vakum biyopsi mevcuttur.

İnce İğne Biyopsileri

Bu biyopsi tekniği genellikle memede saptanan kistik (sıvı içerikli) lezyonların incelenmesinde kullanılır ancak kural değildir. Kullanılan iğneler genellikle çok ince iğnelerdir, işlem ultrason eşliğinde yapılmaktadır, bu nedenle yanlış dokudan örnek alınma ihtimali yoktur. İşlen ağrısız bir işlemdir, lokal anestezi ile meme dokusu uyuşturulduktan sonra gerçekleştirilmektedir. İşlem oldukça kısadır. İşlem çok ince iğneler ile gerçekleştirildiğinden işlem sonrası iz kalmaz, dikiş atılmaz. Kozmetik sorun oluşmayacaktır. Ancak zaman zaman ince iğne biyopsileri ile alınan doku yetersiz olabilmekte, bu nedenle biyopsi tekrarı gerekebilmektedir.

Kor (kalın iğne) Biyopsisi

Bu biyopsi tekniği genellikle memede saptanan sıkı (solid) kitle lezyonlarında uygulanmaktadır. Özellikle meme kitlelerinde en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Kullanılan iğneler ince iğne biyopsisinde kullanılan iğnelere göre daha kalın olmakla birlikte işlem sonrasında ciltte iz kalmaz, yine dikiş gerekmeyecektir. Kozmetik problem oluşmayacaktır. Kalın iğne biyopsisi de ultrasonografi eşliğinde yapılamaktadır. Bu nedenle yanlış dokudan örnek alınma ihtimali oldukça azdır. Genellikle aynı bölgeden birden çok kez parça alınmaktadır. Bu da patoloji laboratuarına gönderilecek doku miktarının artmasına ve tanının daha rahat ve doğru konmasına neden olacaktır. İşlem ince iğne biyopsisine göre daha uzun sürmektedir. İşlem sırasında meme lokal anestezi ile uyuşturulmakta bu nedenle ağrı oluşmamaktadır.

Vakum Biyopsi

Kısaca bahsetmek gerekirse vakum biyopsi tekniğinde özel bir vakum cihazı ile otomatize olarak meme dokusundan parçalar alınmaktadır. Alınan parçalar kor biyopsi tekniği ile alınan parçalara göre daha büyük parçalardır. Böylelikle patoloji laboratuarına gönderilen dokular daha fazla olduğundan tanının konması kolaylaşmakta, hastalığın alt tipleri daha kolay tanınmaktadır.

Vakum biyopsi tekniği esas olarak kor (kalın iğne) biyopsi tekniğinden farklı değildir. Bu teknikte de yine sıkı (solid) kitlelerden biyopsi yapılmaktadır. Sıvı içerikli (kistik) kitlelerde genellikle tercih edilmezler ancak kural değildir.

Vakum biyopsisi de aynı diğer iğne biyopsileri gibi Ultrasonografi eşliğinde lokal anestezi ile yapılmaktadır. Hasta işlem sırasında ağrı hissetmez. İşlem çok küçük iğne deliklerinden gerçekleştirildiği için işlem sınrasında herhangi bir dikiş olmayacaktır, memede kozmetik olarak sorun oluşmayacaktır.

Mamografi Eşliğine Biyopsi

Girişimsel radyolojide uygulanan tüm biyopsiler görüntüleme eşliğinde yapılmaktadır. En sık kullanılan aygıt Ultrasonografi aygıtıdır. Ancak bazı lezyonlar Ultrasonografi ile görülemeyebilirler. Memede sadece Mamografi ile görüntülenen lezyonlar vardır. Bu nedenle bu tür lezyonlardan mamografi işliğinde biyopsi yapılmaktadır. Mamografi eşliğinde biyopside genellikle ince iğneler kullanılmaktadır. Mamografi cihazına takılan bir yer belirleme aparatı ile önce memeye bir mamografi çekilir ve lezyonun meme içerisindeki yeri belirlendikten sonra bu alandan ince iğne biyopsisi yapılır.

MR Eşliğinde Meme Biyopsisi

Dünyada olduğu gibi Türkiyede de yeni kullanıma girmiştir. Bu teknikte MR’da saptanan lezyonların biyopsi gerçekleştirilmektedir. Örneğin; mamografi ve ultrasonografi ile görülemeyen ancak meme MR’ında şüphe duyulan alanlarda biyopsi yapılmasına imkan tanımaktadır. Biyopsi alınma tekniği olarak diğer biyopsi tekniklerinden genel anlamda çok da farklı değildir. Ancak özel MR cihazı ve özel biyopsi aparatları gerektirmesi tekniğin dezavantajı olarak sayılabilir. Meme MRG eşliğinde biyopsi tekniği, meme biyopsisi alanına arada kalınan birtakım hasta grubunda büyük umutlar vaat etmektedir.

Biyopsi Sonrası

Biyopsi sonrasında genellikle ağrı olmayacaktır. Ancak hafif ağrı durumlarında kan sulandırıcı etkisi olmayan ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir. İşlem sonrasında hastalar günlük aktivitelerine kısa sürede dönebilirler, hatta özel durumlar dışında çalışan bayanlar aynı gün işe başlayabilirler. İşlem sırasında ve sonrasında gelişebilecek komplikasyonlar oldukça nadir görülmektedir, uygun teknik kullanılması ile görülmesi oldukça azalmıştır. En sık görülen komplikasyon iğne biyopsisi yapılan bölgede hematom (kanama) oluşmasıdır. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde daha sık görülmektedir. Bu nedenle işlem öncesi kullandığınız ilaçları hakkında doktorunuza bilgi veriniz. Ancak bu hematom genellikle herhangi bir girişim gerektirmeden kendiliğinde rezorbe olmakta, vücut tarafından uzaklaştırılmaktadır.

 

E-Bülten Aboneliği

+1000 Abone arasına sizde katılın. Yeni yazılarımızdan haberdar olun.

Comments are closed.